Show Navigation

Çöl Kafası

Welcome to the Desert of the Real

Çöl Bana Sabretmeyi Öğretti

Nasil Yani?

Yaklasik 4 sene once yazmayi biraktigim bir blogum vardi. Oynamayi cok sevdigim uzerine kafa yordugum Poker’e biraz geyik bir bakis acisi getirmistim. Toplasan 6-7 tane yazim vardir. O zamanlar gunde 1 kisi falan bakardi sayfaya. Sonra her zamanki gibi gazim kacti ve biraktim ama site ziyaret raporlari hala geliyor mailime. Bakmadan siliyordum, gecen bir bakayim dedim. Gunde ortalama 25 ziyaretci??? 4 senedir yazmadigim blog’a hem de. Simdi dusunuyorum bakalim yazsam mi tekrar diye. Yoksa trollluyorlar mi beni zipir arkadaslarim :)

Secular Government in a Muslim Nation? Ray Charles, Turkey, The Future

4 ay önce

Prenses Leia’ya Dansoz kiyafeti giydiren Jabba

Nereden baksan tutarsizlik, nereden baksan ahmakca…

My Favourites from Movies - Das Boot

Captain Lehmann: They won’t catch us this time! Not this time! They haven’t spotted us! No, they’re all snoring in their bunks! Or, you know what? They’re drinking at the bar, celebrating our sinking! Not yet, my friends. Not yet!

A city rises on the shoulders of monuments those shine in the darkness defining limits…

A city rises on the shoulders of monuments those shine in the darkness defining limits…

Zlatan

Bir Zlatan fırtınasıdır gidiyor bugünlerde dünyada. Onunla yeni tanışanların ağzı açık kalırken bu süperstarın yaptıklarına, onu Ajax’tan beri takip eden büyük bir çoğunluk gördüklerine hiç şaşırmıyor.

Bense futbolundan çok karakterini ilginç buluyorum. Basit bir cümleyle kendini beğenmiş pislik bir adam ve ben bu adamı çok seviyorum. Çoğu kişi dünyanın en yetenekli futbolcusu olduğunu söylese de teknik olarak bir çok üst düzey futbolcunun gerisinde. Lakin onda diğer futbolculardakinden çok daha fazla özgüven var. Aşağıdaki cümlesi herşeyi özetliyor. Kendini beğenmenin suç olduğu ülkemizde Zlatan yüzümüze vuran kuzeyli bir tokattan başka bir şey değil.   

"17 yaşındayken Arsene Wenger bana Arsenal ile deneme antrenmanına çıkmayı teklif etti. Reddettim. Çünkü Zlatan denenmez."

Tyrion kept it simple…

image

The Lord of Light wants his enemies burnt. The Drowned God wants his enemies drowned. Why are all the gods such vicious cunts? Where is the god of tits and wine?

Erkek Olmak Zor İş

Vallahi kadınlar ne ister bilmiyorum ama tehlikeli sularda yüzen erkekler için kendimce birkaç tavsiye vereyim :)

  • Ayakkabı, Çanta, Elbise vesaire… Onların aklındaki model henüz üretilmemiştir. Hatta tasarımcısının aklına bile düşmemiştir. Kaçışın yoksa mutlaka rahat ayakkabıları tercih et dolaşırken. Ama daha çok dikilerek geçtiği için zamanın squat çalışmanı tavsiye ederim, dayanıklılığın artar.
  • Kadınların bir erkek tarafından baş edilmesi en zor yönleri “didaktik” taraflarıdır. Öğretirler, gösterirler, anlayıp anlamadığını kontrol ederler. “He yav he” deyip geçemezsin. Belirli bir ermişlik düzeyine erişirsen çok sorun etmemeye başlayabilirsin belki. Aksi halde bununla başa çıkamazsan işin zor dostum.
  • Birbirine yakın iki özel günü birleştirip tek bir hediye alamazsın. Veya özel bir günde yemeğe çıkartıp hediye almamak, hediye alıp yemeğe çıkartmamak gibi opsiyonlar maalesef drop-down menüsünde bulunmuyor kadınların. Kredi kartı limitin her daim sağlam olsun.
  • Halı saha, Playstation, Poker, Gençlerle meyhane gibi planlar kadınlarda huysuzluk yaratır. Kızlı erkekli veya erkek erkeğe plan yapmanın bir farkı yok. Hatta Erkek erkeğe plan yapmak daha bile tehlikeli onlara göre. Onun arkadaşlarıyla plan yapmasını teşvik edersen sen de istediklerine ulaşabilirsin.
  • Kulakta özel bir evrime ihtiyacın var. Kadınlar konuşur konuşur, bir noktadan sonra koparsın konudan ve artık boş boş bakmaya başlarsın. Bunu sezen dişi insan hemen sana sorar “Beni dinliyor musun?” Evet dersin, ikinci soru gelir “En son ne dedim?”. Şimdi burada dişiyi morartmak istiyorsan boş bakan gözlere senkronlu arkada kayıt cihazı gibi çalışan bir beyin geliştirmelisin. Bu soruya bir cevabın yoksa sıkıntı var. 
  • Kadınlar erkeğin aynasıdır. Güzel bir kadın ile beraber olmayan erkek dışarıya kendine güveni olmayan erkek mesajı verir. Çıtayı her zaman yüksek tut. Eğer başarılı olamıyorsan şu üç kriterden birisi eksik sende: Para, Tip, Zeka. Bu üçü de aslında evrim ile DNA’larımıza işlenmiş kriterler ve güçlü olanın hayatta kalması ve soyun devamı ile alakalı. Kimseyi kınama, üçünden birini geliştir. 

Fikrini değiştiren kimseye kızamam. Fikirlerin doğası değişken olmalarını gerektiriyor zaten, bir de insan aklının çabuk karışan yapısı üzerine tüy dikiyor.

Lise’de tanıştığım bir arkadaşım vardı. Ayrı okullarda okuyorduk ama dershanede ve serviste bir türlü bir araya geldik ve iyi anlaşmaya başladık. Entellektüel altyapısı yüksek, bilgili, çok okuyan kızlardan biriydi işte, hepimizin öyle bir arkadaşı vardır. Hem Komünist hem de ateistti. Herhangi bir konu hakkında fikrini söyleyecek olsan o fikri çürütecek 1000 karşı argümanla bir güzel döverdi. Halkevine giderdi, neler yaptıklarını ve ne için yaptıklarını anlatırdı. Onunla sohbet etmeyi severdim, çünkü öğrenirdim, başka bir açıdan bakardım, anlardım. Bir sayısalcıya yardım eli uzatmış bir eşit ağırlıkçıydı. 

Bir gün ondan korktuğumu söyledim. Çünkü çok hızlı gidiyordu, belirli bir bilince erken ulaşmış gibi duruyordu. En uçtaydı, en öndeydi, sert ve kırılmazdı. Bu tip insanların kendi davalarını en önce sattıklarını biliyordum. Güldü, “Anlıyorum ne dediğini” dedi, “Merak etme, öyle olmayacak.”

O İzmir’e gitti okumaya ben de İstanbul’a, ara sıra görüştük sık olmasa da sonra bağlantımız tamamen koptu. Bir gün internetten bana mesaj attı. Biraz konuştuk. Bir sevgilisi vardı, ve ailesinin yapısının bizim Trakya’daki yapıdan biraz farklı olduğunu dolayısıyla kendi ailesinin onu kabullenmede zorluk çekebileceğini düşünüyordu. Trakya’nın kızlarını öyle herkese vermezler, haklıydı. Biraz cesaretlendirdim ve sonra öğrendim ki her şey yoluna girmiş. Aylar sonra bir mesaj daha aldım kendisinden. 

"Ben artık eski ben değilim. Çok değiştim.

"Ne oldu?"

"Artık Allah’a inanıyorum. İnsanın hayatından bir anda bir şey oluyor ve her şey değişiyor."

"Nasıl bir şey oldu?"

"Anlatsam da anlamazsın. Boşver" 

"Peki, sormuyorum o zaman. Hayırlı olsun."

Son görüşmemiz bu şekilde oldu. Eşi de kendisi de Hakimlik-Savcılık sınavlarına hazırlanıyorlardı.

Bir hafta önce öğrendim ki. İkisi de başarılı olmuşlar. Ne yalan söyliyeyim, tebrik etmek içimden gelmedi. Dereceye girip de, mülakatta saçma sapan sorularla hakim-savcı yapılmayan onlarca gencin haberini daha yeni okumuşken nasıl tebrik edeyim? Sırtını güçlüye dayayan, inandığı şeylerden fikri değiştiği için değil çıkarı öyle gerektirdiği için vazgeçen insanı nasıl tebrik edeyim? En önde gidip en önce satanı nasıl tebrik edeyim?

İnsanın hayatında bir anda bir şey oluyor ve her şey değişiyor… Haklıydı aslında, eski komünist kız hiçbir zaman Hakim-Savcı olamazdı. O da bir şey olmayı kendisi olmaya tercih etti. Umarım adaletine kimse muhtaç kalmaz…

You can know what an idea will end up even when it is a bud in your mind. Not all of them bloom. But once they do, you can change the world.

You can know what an idea will end up even when it is a bud in your mind. Not all of them bloom. But once they do, you can change the world.

I don’t believe in Luck. I believe in hard-working and awareness. Ace is a tool to reach success, not success itself.

I don’t believe in Luck. I believe in hard-working and awareness. Ace is a tool to reach success, not success itself.

Denizin Üstünde Ala Bulut

Benim genelde kafam bozuk olmaz. Bir türlü insanlara kızmamayı, onların yaptıklarından hayal kırıklığı duymamayı öğretmişim kendime. Küçük bir kasabada büyümüş olmanın sonucu olarak canım kolay kolay da sıkılmıyor. Yalnız kalmak ise benim için kendime ulaşmak için bir yol.

2008 yılıydı, Çevlik sahilinde doğum günümde öylece sahilde oturdum saatlerce yalnız. Rüzgar yüzümde, kulağımda dalga sesleri, tuzun tadı dilimde, yosun kokusu ve uçsuz bucaksız bir deniz.

Aklıma geldi söylemeye başladım sonra:

Denizin üstünde ala bulut,

Yüzünde gümüş gemi,

İçinde sarı balık,

Dibinde mavi yosun… 

Dibinde mavi yosun…

Kafamı sola çevirdim, Kel Dağı’nın başı yine dumanlı. Gülümsedim.

Kıyıda bir çıplak adam

Durmuş düşünür, Durmuş düşünür, Durmuş düşünür

Bulut mu olsam, gemi mi yoksa

Yosun mu olsam, balık mı yoksa

Ne o, Ne o, Ne o, Ne o….

Deniz olunmalı oğlum

Bulutuyla gemisiyle balığıyla yosunuyla 

Bulutuyla gemisiyle deniz olunmalı oğlum…

Ben türkü söylerken önümden geçip gitti Abdocan belki, belki de Ali biraz ileride arkadaşıyla top oynuyordu. Hayatlarının bir anında o sahildeydiler ve ben de orada o anı paylaşmış olmayı çok istedim.

Nazım yazdı, Zülfü besteledi, Ben söyledim, Onlar Deniz oldu.

It was a shiny day when I came across to you. You were tiny and gentle to stay steady while I was shooting.
My Little Friend, thanks for being there. This is a tribute to your existence.

It was a shiny day when I came across to you. You were tiny and gentle to stay steady while I was shooting.

My Little Friend, thanks for being there. This is a tribute to your existence.

Months ago I shot this one in Dubai. When I look at it, I don’t know what I am feeling. Confusing my mind. Gives me a headache, a big one.

Months ago I shot this one in Dubai. When I look at it, I don’t know what I am feeling. Confusing my mind. Gives me a headache, a big one.